NEFES – NEF’ S

Nef’s bir şeyin özü, kendisi, canı, kalbi, iradesi, ruhu, karakteri demektir.

Nef’s’in bu anlamlarını kavramak ve onların bizdeki tezahürünü hissetmek için nefesimizin farkında olmamız gerekiyor.

Eğer nefesimizin farkında değilsek, canımızı, ruhumuzu, özümüzü, irademizi, duygularımızı, düşüncelerimizi, bedenimizi kısacası bizi biz yapanı fark etmiyor, bilmiyor, tanımıyoruz demektir.

Nefesin nasıl olduğu, nasıl alındığı, nasıl verildiği, nereden başladığı, vücudumuzda nereye yayıldığı ya da nereye yayılmadığını bilmek ve sonrasında doğru olan doğal nefesimizi yanlış nefes alışkanlıklarının yerine koymak, bizim fiziksel, mental, duygusal ve ruhsal sağlığımızı yeniden mükemmel seviyede inşa etmemizi sağlar.

Nefesinizi doğal nefesiniz olan açık, bağlantılı ve derin hale getirmeniz için nefes terapisi seansları alabilir veya nefes çalışmalarının yapıldığı seminerlerimize katılabilirsiniz.

NEFES ANALİZİ

Kişinin nefesi bize onun zihin yapısı, hayatı yaşama biçimi, yaşarken nerelerde tıkanıklıklar olduğu hakkında bilgi verir. Örneğin eğer nefes vermeden önce duruyorsak, bu yaşamımızda negatif şeylere tutunma eğiliminde olduğumuz ya da negatifliği bırakmaktan korktuğumuz anlamına gelir. Bunlar hastalık, mutsuz eden ilişkiler, korkular, endişeler, yolunda gitmeyen, bizi yıpratan iş yaşantımız, evliliğimiz, aşk ilişkimiz gibi etkenler olabilir. Eğer nefes almadan önce bekliyorsak; bu yaşamımıza iyiliği, güzelliği, pozitifliği entegre etmekte geciktiğimizi veya çok beklediğimizi gösterir.

Nefes analizini yaptıktan sonra koçlar olarak bizim görevimiz, limitlenmiş nefes yerine doğal ve doğru olan nefesi hatırlatmak ve gerekli müdahale ile kişiyi yönlendirmektir. Yaklaşık 8-10 seans sonrasında, doğal nefesinizi hatırlamış olursunuz. Kendinize gün içinde ayıracağınız 10’ar dakikalık periyotlar ile bundan sonraki yaşamınızda size, hayata daha sağlıklı daha pozitif bakan, enerjik ve neşeli biri olmanız için bir hazine kalır.

NEFESİMİZ HAYATIMIZIN HANGİ AŞAMASINDA BOZULDU?

0-3 yaşına kadar içgüdüsel olarak doğru ve doğal nefesi biliyorduk, çünkü bu dönem, henüz bilinçli zihnin devreye girmediği, doğaya uyumlu şekilde nefes aldığımız bir dönemdi. Ancak büyüdükçe endişelerin, kaygıların, korkuların, öfkelerin, yanlış beslenmenin ve çevresel faktörlerin yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle nefesimizi tutmayı öğrendik. Düşünün; üzüldüğünüz, fiziksel olarak rahatsızlık hissettiğiniz veya korktuğunuz her an nefesinizi tuttunuz ve her tuttuğunuzda aslında “Ben şu an yaşamı durdurmak istiyorum, bunu yaşamayı reddediyorum” dediniz. İşte bu davranış aslında kötü hissettiğiniz anları yaşamamış olma isteğinden, hayatta kalma dürtüsünden kaynaklanan, bilinçsizce yaptığınız bir eylemdi. Ve bu davranış biçimi tekrarlandıkça alışkanlığa dönüştü ve zamanla doğal nefesimizden daha da çok uzaklaştık, nefesimizi bozarak hayatımızı, sağlığımızı limitledik. Normalin çok daha altında oksijen almakla birlikte bedensel, duygusal, ruhsal sorunlar ortaya çıktı.

NASIL NEFES ALIYORSAN ÖYLE YAŞIYORSUN…

Nefesin değiştikçe zihnin, duyguların, dünyaya bakış açın, algıların da değişiyor. Dolayısıyla sen ve yaşadığın her şey değişmeye başlıyor, yaydığın enerji ve enerji alanın değişiyor.

“O zaman Nasıl Nefes Alıyorsan Öyle Yaşıyorsun”

Doğru ve yeterli nefes alırsak kandaki oksijen miktarı artar; hücrelerimize, organlarımıza daha çok oksijen gider. Bu da bizim daha sağlıklı, enerjik olmamızı, bağışıklık sistemimizin güçlenmesini sağlar. Zihnimizi rahatlatır, sinir sistemini dengeler. Doğru nefes sayesinde oksijen miktarı arttığı için detoks etkisi oluşur.

Bildiğimizin aksine, beden toksinleri idrarla ya da terle değil, büyük oranda nefesle atar. Araştırmalar, bedenimizdeki toksinlerin yüzde 70’inin nefes aracılığıyla atıldığını gösteriyor. Doğal nefesten başka hiçbir yöntem ya da doğal ürün, toksinleri atmakta bu denli etkili olmuyor.

 NEFES – ZİHİN KONTROLÜ

Nefesini doğru kullanan kişi, zihnini kolayca kontrol edebilecek hale gelir. Olumsuz düşünceleri kontrol altına alır ve yerine farklı yapılar oluşturma yetisi artar. Zihin sakinleşir, karamsarlıktan kurtulur, olaylara karşı pozitif düşünme yeteneği artar, geçmiş ve geleceğe yoğunlaşmaktan çok anın keyfini çıkarır.

 

 

 

 

 

Menü